Psikoloji Bölümü Okumak

Bu yazıyı ilk kez yazdığımda yıl 2020’ydi, psikoloji bölümünde ikinci yılımdı. Benim için zaman hızlı geçti, şimdi 2022’deyiz, bölümümde de son yılımdayım. O günlerden bugünlere birçok şey öğrendim ve deneyimledim. Ama nihayetinde buradayım, kendimi iki yıl önce başladığım yazıya şimdi devam ederken buluyorum. Belki bu durumdan da anlaşılacağı üzere okuduğum bölümden hiçbir zaman pişmanlık duymadım, yeni şeyler öğrendikçe ve gördükçe kendimi daha fazla şanslı hissediyorum. 🙂 Şimdi lafı daha fazla uzatmayalım ve psikoloji bölümü okumanın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalışalım.

2019 yılında YKS tercihlerimi yaparken, psikoloji bölümünü kazanabileceğim konusunda umutsuz da olsam bu bölüme tercih listemde önemli bir yer ayırmıştım. Sonuçlar açıklandığındaysa büyük bir şaşkınlık ve mutluluk içindeydim. Uzunca süredir hayalini kurduğum bölüme, şaşırtıcı biçimde yerleşebilmiştim.

Sonuçların açıklandığı günü takip eden günlerde sürekli bölüm hakkında araştırma yapıp, okul başlamadan bölüme hazırlıklı olmak istiyordum. Ve o günlerde Ekşi Sözlük’te son derece ilgimi çeken bir başlığa rastlamıştım: “psikoloji öğrencisi olmak“. Yeterince entry girilmediği için yani yeterince yazı yazılmadığı için, yazılanları yavaş yavaş, sindire sindire okuyordum. Bir de “psikolog sevgili” başlığı vardı ki okuması müthiş zevkliydi, okuyup okuyup istemsizce mutlu oluyordum 🙂 Günlerim böyle, bölümüm ve gelecekteki mesleğim hakkında bilgi sahibi olmayı amaçlayarak ve araştırma yaparak geçiyordu. Psikoloji öğrencisi olacak olmamın kendi açımdan neyi değiştirebileceğini merak ederek geçirdiğim bu günler, bölümümle tanışana kadar sürecekti elbette.

Şimdi de okula başlamam ve benim açımdan psikoloji bölümü öğrencisi olmanın ne anlama geldiğini ifade etmeye çalışacağım. 

Bölüme başladığımda, yalnızca bölümü değil; üniversite hayatını da yeni yeni tanımaya başlıyordum. Kendi açımdan, okuduğum şehir oldukça minik olduğu için okula uyum sağlamam zor olmadı. Ancak yine de bu bölümde okumanın getirdiği farklılıklar vardı. Örneğin bunu, içinde olduğunuz sınıfta bile anlayabiliyordunuz. Sanki bu bölümü okumaya gelenler özenle seçilmiş gibiydi. Ancak bu “özen” kelimesini pek de iyi anlamda kullanmayacağım. Yaygın bir görüş olan “bu bölüme gelenlerin üçte biri kendisini tedavi etmek için geliyor” cümlesine katılacağımı düşünmezdim. Özellikle kendi ruh sağlıklarından şüphe eden ya da çevresindekilere bir çözüm bulma amacında olan insanların arasında bulmuştum kendimi. Fakat biz yine de genelleme yapmayalım 🙂 Bu bölümün öğrencileri arasında idealist olanları, öylesine gelenleri ya da puanı hukuka yetmediği için gelenleri de oldukça fazlaydı.


Peki psikoloji bölümünde hangi dersleri görüyoruz?

Biraz da bölümün derslerinden bahsedelim. İlk sene her bölümde olduğu gibi, psikoloji bölümümüzde de giriş dersleri vardı. Örneğin; “psikolojiye giriş“, “felsefeye giriş“, “sosyolojiye giriş” vb. Bu dersler bölümümüz ve bölümümüzün yakından ilişkili olduğu diğer bilim veya alanlar hakkında temel bilgileri öğrenmemizi sağlıyordu. Ancak yine de derslerimiz çoğunlukla direkt bölümümüzle doğrudan ilişkiliydi; gelişim psikolojisi ya da sosyal psikoloji dersleri gibi. Bu dersler kesinlikle lisede görülen dersler gibi yalnızca teoride kalan ve çoğu zaman bilim dışı olan bilgiler içermiyordu. Örneğin psikolojiyle doğrudan ilişkili derslerimizde öğretilen her şey vaka ve deneylerle destekleniyor bu sayede bir bilim olan psikolojiyi doğru bir şekilde anlamamız sağlanıyordu. Özellikle, kullandığımız ders kitapları öylesine ilginç şeylerden bahsediyor ki bir ders gözüyle değil hobi olarak bakmaya çalışıyorsunuz.

Tabii derslerimiz bu “giriş” dersleriyle sınırlı kalmıyor. İlk dönemler görece hafif olan dersler; dönemler ilerledikçe ağırlaşmaya başlıyor. Ve bu ağırlaşma başladıkça gerçekten de psikoloji bölümü okuduğunuzu hissediyorsunuz. Bununla kalmıyor, siz farklı dersleri görmeye başladıkça psikolojinin hangi alt dallarına ilgi duyduğunuzu da keşfetmeye başlıyorsunuz. Çoğu insan gibi klinik psikoloji mi, yoksa sosyal psikoloji mi, gelişim psikolojisi mi, iş/endüstrü psikolojisi mi? Yoksa diğer birçok alt daldan herhangi birisi mi? Bu soruların cevabını eğer psikoloji okuyacaksanız, okurken bizzat kendiniz keşfedeceksiniz.

Şimdi okuduğum üniversitenin psikoloji bölümünün derslerini buraya iliştireyim. Her üniversitenin ders programı farklı olsa da genel olarak benzer ders içeriklerine sahipler.

PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ 1. YARIYIL DERS PLANI
Psikolojide Kariyer Planlama
Psikolojiye Giriş I
Psikolojide İstatistik I
Psikolojide Araştırma Yöntemleri I
Sosyolojiye Giriş
Türk Dili I
Yabancı Dil I
PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ 2. YARIYIL DERS PLANI
Dijital Okuryazarlık
Temel Bilgi Teknolojileri
Psikolojiye Giriş II
Psikolojide İstatistik II
Psikolojide Araştırma Yöntemleri II
Fizyolojiye Giriş
Felsefeye Giriş
Türk Dili II
Yabancı Dil II
PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ 3. YARIYIL DERS PLANI
Fizyolojik Psikoloji
Gelişim Psikolojisi I
Sosyal Psikoloji I
Klinik Psikolojiye Giriş
Mesleki İngilizce
Psikoloji ve Sinema
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi I
PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ 4. YARIYIL DERS PLANI
Deneysel Psikoloji
Gelişim Psikolojisi II
Sosyal Psikoloji II
Psikolojide Gözlem ve Görüşme Teknikleri
İletişim Psikolojisi
Sosyal Beceri Eğitimi
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi II
PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ 5. YARIYIL DERS PLANI
Psikolojide Ölçme ve Değerlendirme
Öğrenme Psikolojisi
Yetişkin Psikopatolojisi I
Kişilik Kuramları I
Psikoloji Tarihi ve Kuramları
Siyaset Psikolojisi
PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ 6. YARIYIL DERS PLANI
Bilişsel Psikoloji
Yetişkin Psikopatolojisi II
Kişilik Kuramları II
Nitel Veri Analizi
Yetişkinlik ve Yaşlılık Psikolojisi
Pozitif Psikoloji
PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ 7. YARIYIL DERS PLANI
Çocuk ve Ergen Psikopatolojisi
Psikoterapi Kuram ve Teknikleri
Sosyo-Kültürel Antropoloji
Bilişsel Davranışçı Terapi
Klinik Psikolojide Güncel Konular
Terapötik İletişim
PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ 8. YARIYIL DERS PLANI
Endüstri ve Örgüt Psikolojisi
Psikolojide Mesleki Etik
Psikolojide Testler
Özel Eğitim
Çocuk ve Ergen Terapisi
Bağımlılık Psikolojisi

Dersler bu kadar. Farklı üniversitelerin ders listelerine ulaşmak için üniversitenin adını yazıp yanına “bologna” yazabilirsiniz. Örneğin; “Hacettepe Üniversitesi bologna”.

Şimdi de alanın içine biraz daha girmeye çalışalım ve olası bir “PDR mi Psikoloji mi okumalıyım” sorunuza cevap bulmak için bilgilendirme yapmaya çalışalım.



Psikoloji ve PDR birbirlerinden nasıl ayrılır?

Psikoloji bölümü genellikle üniversitelerin Fen-Edebiyat ya İnsani Bilimler fakültesinde bulunan, dört yıllık bir eğitimin sonunda mezun olduğunuzda psikolog unvanını aldığınız bir bölümdür.

Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) ise üniversitelerin Eğitim fakültesinde bulunan, dört yıllık bir eğitimin sonunda mezun olduğunuzda psikolojik danışman ve rehberlik öğretmeni unvanlarını aldığınız bir bölümdür.

Psikoloji bölümü Fen-Edebiyat fakültesinde olduğu için müfredat, ağırlıklı olarak psikolojiyi bir bilim olarak ele almayı amaçlar. PDR bölümü ise Eğitim fakültesinde olduğu için müfredat psikolojiyi daha çok pratik yönüyle ele alır.

Psikoloğun ve psikolojik danışmanın görev tanımları da birbirlerinden farklıdır. Türk Psikologlar Derneğine göre psikolog, “Bireyin bireysel ve toplumsal tutum, davranış, düşünme ve duygu durumlarını inceleyen; davranışın ve zihinsel süreçlerin bilimsel tanım ve açıklamalarını temel alan meslek mensubudur”.

Amerikan Psikolojik Danışma Derneği ise psikolojik danışmayı “Ruh sağlığı, psikoloji ve gelişim ilkelerinin; bilişsel, duyuşsal, davranışsal ve etkileşimsel müdahale stratejileri aracılığıyla, bireyin iyi oluşu, kişisel ve meslek gelişimi ile patoloji konularını ele alınacak şekilde uygulanmasıdır” şeklinde tanımlamıştır.

Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümü hakkında daha detaylı bilgiye ulaşmak isterseniz şuradan erişebilirsiniz: Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) Bölümü Okumak


Psikolog ya da psikolojik danışman terapi yapabilir mi?

Türk PDR Derneğine göre PDR, lisans düzeyinde terapi eğitimi alan ve terapi uygulamaya yetkin ve yeterli tek bölümdür. Türk Psikologlar Derneği (TPD) ise aksine psikologların ve her klinik psikoloğun terapi uygulayamayacağını, psikoterapist olmadığını söyler. TPD’ye göre psikoterapist ancak psikolojinin klinik uygulamalarında veya psikiyatride bilimsel yeterliğin yanı sıra uygun terapi eğitimleri ve süpervizyon süreçlerini tamamlayarak terapi uygulama yeterliği kazanan bireyler tarafından kullanılabilir. Yani TPD psikoterapi için klinik psikoloji yüksek lisansının ya da psikiyatri eğitiminin ön şart olduğunu söyler.

Bunların yanı sıraysa Türkiye Psikiyatri Derneği ise ne psikologların ne de psikolojik danışmanların kendi başlarına terapi yapamayacaklarını söyler. Türkiye Psikiyatri Derneğine göre psikolog ya da psikolojik danışman ancak psikiyatri hekimi gözetiminde/sorumluluğunda terapi uygulayabilir.

Sizin de tahmin edeceğiniz üzere ne yazık ki dernekler arası çatışmanın varlığı ve bilgi konusunda uzlaşının olmaması Türkiye’deki psikoloji birliğinin önüne geçiyor ve ortada bir bilgi kirliliğine neden oluyor.

Bu, sıkıcı ama önemli bilgileri de geçelim ve daha az magazinsel sorularla ilgilenelim.



Psikoloji bölümünün bana kazandırdığı en güzel şey ne?

Bence kazandırdığı en güzel şey; farklılıklara saygı duymak. Eğer biz psikoloji öğrencileri olarak başkalarına doğru bir şekilde yaklaşmak istiyorsak öncelikle onlara saygı duymalı ve onları anlamaya çalışmalıyız. Bir kişiye yaklaşırken o kişinin herhangi bir dini inancını ya da inançsızlığını, milletini, cinsel yönelimini vb. özelliklerini birer farklılık olarak görmez ve saygı duymazsak onları anlamamız mümkün olmayacaktır.


Psikoloji bölümde gelecek kaygısı yaşanıyor mu?

Ben bu soruyu, bir yazımda daha detaylı olarak cevapladım. O yazıyı buraya tıklayarak okuyabilirsiniz. Ancak birkaç cümleyle şunları ifade edebilirim. Bölüm, Türkiye’de son dönemler iyice yaygınlaşmaya (yeni üniversitelerde açılmaya) başladı. Bu durum, özellikle KPSS atamasının son derece düşük olduğu psikoloji bölümünde ciddi işsizlik riski başta olmak üzere birçok sorunu da yanında getirecek gibi duruyor.


Beşer madde ile psikoloji bölümünün avantajları ve dezavantajları neler?

Psikoloji bölümünün avantajları

  1. Şüphesiz ilk maddem bu olmalı; önce kendinizi, sonra diğer insanları anlamaya başlıyorsunuz. Empati yeteneğiniz hayal edemeyeceğiniz kadar gelişiyor.
  2. Davranışlarımızın altında yatan sebepleri sorgulamaya ve öğrenmeye adım atıyorsunuz.
  3. Kendinizi geliştirmek istiyorsanız, sınırsız bir alan! Psikoloji bilimi sayesinde bilgiye nasıl daha hızlı ulaşacağınızı, bir şeyi nasıl daha kolay ve kalıcı biçimde öğrenebileceğinizi öğreniyorsunuz. Bunun yanı sıra hiçbir zaman bitmeyen sınırsız araştırma alanıyla, kendinizi aşmanızın ve ortaya bilim adına yeni şeyler koymanızın bile imkanı var.
  4. İnsanların sizinle iletişim kurarken sergilediği hareketleri gözlemleyip birkaç saniye içinde, neler hissettiği ya da aslında ne düşündüğü gibi şeyler hakkında tahminler yürütebiliyorsunuz ve iyi bir gözlemciyseniz tahminleriniz çoğu zaman gerçeğe yakın oluyor.
  5. Bölüme ve yetiştirdiği insana her dönemde ihtiyaç duyulacak olması. Özellikle teknolojik olarak hızla gelişen bu çağda, tıp ve eğitim başta olmak üzere her alanda bireye olan ihtiyaç azalmaya başlıyor ve bunun yerine robotlaşmaya tanık oluyoruz. Ancak ne kadar ilerlemiş olursak olalım, psikolojik hastalıklar veya durumlar her zaman kişiye özel olan ve somut belirtileri çoğu zaman az olan durumlar olduğu için, insana duyulan ihtiyaç azalmıyor. Bu yüzden ruh sağlığı ilgilenen her psikiyatr ya da psikolojik danışman gibi bize de ihtiyaçları var.



Psikoloji bölümünün dezavantajları

  1. Bu bölümde yazılı olmayan bir kural var o da: yüksek lisans yapmak. Eğer KPSS’den devlete atanmak harici bir planınız varsa yüksek lisans yapmak adeta bir mecburiyet. Çoğu kişi yüksek lisans yaparak uzmanlaştığı için, uzman olmayanların iş dünyasında şansı oldukça düşüyor. Ayrıca yüksek lisans yapmak da oldukça zor. Eğer yüksek lisansta klinik psikoloji seçmek istiyorsanız kontenjanların oldukça kısıtlı olduğunu unutmayın. Paranız varsa ve özel üniversitede okuyabilecekseniz sorun edeceğiniz bir şey bulunmuyor.
  2. İnsanların büyük ön yargıları. Bu, bazen ücret konusunda oluyor, bazen psikoloğun gereksiz olduğu düşüncesi bazense psikoloğa gidenlerin “deli” olduğu düşüncesi üzerine. Yani toplumumuz maalesef hala bu mesleği kabullenmiş değil.
  3. Düşük gelir. Maalesef sosyal medyada veya da televizyonlarda görülen terapi/seans ücretlerine kanılmaması gerekiyor. Özel kliniklerde çalışan birçok psikolog asgari ücret alıyor.
  4. “Ben kliniğimi açacağım” lafının göründüğü gibi kolay olmaması. Klinik açmak, maddi imkanınız genişse olabilir, ya kliniğe danışman bulmak?
  5. Meslek yasasının olmaması. Maalesef ki hala meslek yasamız olmadığı için herhangi bir kişi psikoloji okumamış olsa bile kendini psikolog ilan edebiliyor ve yasalar tarafından herhangi bir yaptırıma uğramıyor. Bunun yanı sıra “hipnoterapist”, “yaşam koçu”, “astrolog”, “ilişki uzmanı” gibi ne yazık ki saçma sapan unvanlı kişiler de psikologların ve halkın ruh sağlığının önünde bir engel olarak duruyor.


Peki ya psikoloji okuduk diyelim, ya bundan sonrası ne olacak?

Psikoloji ülkemizde ve dünyada hızla gelişen bir alan ve mezun sayısının her yıl katlanarak artmasına karşın istihdam edilen psikologlar da katlanarak artıyor. Mezun olduktan sonra büyükşehirlerde -bazen “psikolog” unvanına uygun iş yapamayacak olsanız da- asgari ücretle iş bulmanız olası. Tecrübe kazandıkça, popülerliğiniz arttıkça elbette ki kazancınız da artacaktır. Ancak psikolog olarak yapabilecekleriniz sınırlı. Örneğin psikolog tedavi süreci yürütemez, terapi yapamaz. Bunları yapmak için klinik psikolog olmak zorundasınız. Bu yüzden psikoloji okumaya başlamadan önce psikolojinin alt alanları ve Türkiye’deki psikoloji yüksek lisansları hakkında bilgi sahibi olmanız çok önemli.


Psikoloji okumanın benim için ifade ettiklerini ve bilinen gerçeklerini şimdilik bu şekilde ifade edebilirim. Bu yazı, içeriğindeki eksik kısımlar fark edildikçe güncellenecektir. Bu konuda merak ettiğin ancak cevabını bulamadığın bir şey varsa yoruma yazman yeterli 🙂

Yazar hakkında

Mehmet Can Kocaman

35 İçerik

Merhaba, ben Mehmet Can Kocaman. Bingöl Üniversitesi Psikoloji programı öğrencisiyim. Psikolojiye olan ilgimden dolayı kurduğum Anlaşılır Psikoloji'de anlaşılır bir dille araştırmalarımı ve kişisel yazılarımı paylaşıyorum. Benimle iletişime geçmek için sitenin iletişim kısmını veya mail adresimi kullanabilirsiniz. mail: [email protected]
Yazarın tüm içeriklerini görüntüle

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.