İnsan Dilinin Evrimsel Serüveni

Biz insanlar, dili, yeri belki de daha iyi bir alternatifle doldurulamayacak bir iletişim şekli olarak kullanıyoruz. Diğer hayvanlardan farklı olarak çoğu zaman dil ile düşünüyor ve bu düşünceleri dil ile ifade ediyoruz. İletişimi dil ile kuruyoruz. Dil ile sosyalleşiyoruz ve dil ile topluma dahil oluyoruz. Fakat bu becerimiz ne yazık ki diğer hayvanlarda yok ve onlar iletişimlerini dil ile değil, kendilerine özgü geliştirdikleri çeşitli sistemlerle gerçekleştiriyorlar.

Buradaki “ne yazık ki” ifademin tek sebebi diğer hayvanların da bizim gibi konuşarak iletişim kuramaması değil. Bu ifademin diğer ve gözden kaçırılmaması gereken sebebi, insan dilinin kökenini, nasıl geliştiğini ya da gökten zembille mi indiğini anlamak için bizden farklı, diğer hayvanlara ihtiyaç duyuyor oluşumuzdan kaynaklanıyor olmasıdır (bu fikir de canlılarda evrim gerçeğinin bize bu konuda da yardımcı olabileceğinden ileri geliyor).

Belki de dilin serüvenini anlamak için bize en gerekli olan şey; arkeolojik kalıntılardır. Ancak dilin temel koşulunun beyindeki karmaşık sinirler ve gırtlaktaki dokular olduğunu düşünürsek, dile dair arkeolojik kanıtlar bulmamız mümkün değil. Böylelikle arkeolojik kalıntıları bir kenara bırakalım ve insanla insan dışındaki türlerin toplumsal evrimi üzerine odaklanarak ilerlemeye çalışalım.

Ancak burada kısa bir paragraf açmalı ve göz ardı etmememiz gereken bir şeyi dile getirmeliyiz: İnsan dilinin serüveni hakkında çıkarımlar yapabilmek için, yalnızca bu serüvene odaklanmak yeterli mi? Buna katılmak pek mümkün durmuyor. Çünkü konuşmak için kullandığımız dilin, ne için gerekli olduğunu, dilin hangi gereksinimleri karşıladığını anlamadan dilin geçmişini anlama çabamız sonuçsuz kalacaktır.


Artan İletişim Yeteneğinin İşlevi Nedir?

Bireysel ve toplumsal uyum yeteneği güçlü olan atalarımız şüphesiz nesilllerini sürdürmede başarılı olanlar olmuştur. Örneğin besinin yerini ve düşmanlardan nasıl kaçacağını iyi bilen ve hayatta kalıp üremeyi başaran atalarımız üreme şanslarını arttırmışlardır. Avlanmadaki, kendini korumadaki ve gelişmedeki başarı da ancak iyi bir iş birliği sayesinde mümkün olacaktır.

İşte bu noktada Charles Darwin’in temelini inşa ettiği evrim teorisi ve teorinin en güçlü parçalarından biri olan doğal seçilim ilkesi bize pek çok fikir sağlayacaktır. Darwin, bildiğimiz üzere doğal seçilim ilkesiyle bir popülasyon içinde yalnızca ortama en çok uyum sağlayanların ve doğal olarak da üreme şansını artıranların hayatlarını sürdürebileceğini, bunun da benzer kalıtsal özelliklerin nesiller boyunca taşınmayı sağlayacağını fark etmişti. İşte yeni doğan bir insanın dili kolayca kavrayabilmesi ve öğrenebilmesi, öğrendiğini uygulayabilmesinin de kökeninde bu ilke yatıyor. Bugün yeni doğan bir insan türünde bebek, 9. aydan sonra ilk heceleri ağzından çıkarabilirken, aynı şey başka herhangi bir canlı için söz konusu değildir.


Diğer Canlılarda İletişim

İletişim üç unsurdan oluşur. Bu unsurlar; işaretlerin üretimi, işaretleri uygun bağlamda kullanma ve başkalarının işaretlerine yanıt verme şeklindedir. Bu bakımdan canlıların pek çoğunun iletişim kurduğunu söyleyebiliriz.

Bununla birlikte; el kol hareketleri, yüz ifadeleri, homurdanma ya da inlemeyi içeren sözel olmayan iletişim biçimleri, akrabalarımız olan canlı türlerinde sık görülen bir şeydir. Örneğin maymunlar kollarını kullanarak (uzatarak ya da bir şeyi göstererek) belirli nesneleri istediklerini gösterebilirler.

İnsana, konuşma konusunda en yakın canlı türü şempanzelerdir. Çünkü şempanzeler insanla pek çok ortak anatomik özelliğe sahiptir, fakat yine de ses kanalları insanda olduğu kadar özelleşmemiştir. Ancak şempanzelerin konuşamamalarındaki tek sebebin bu olduğunu söylemek yeterli değildir; şempanzeler ayrıca motor denetleme sistemi, güdüsel sistem ve bilişsel yetenekleri de bazı zayıf yönleri olarak kabul edilebilir.

Ağaç dallarından sarkan şempanzeler.

Makaklar ve şempanzelerin iletişim amacıyla kullandığı birçok yüz ifadesi vardır. Şempanzeler bu yüz ifadelerini kolaylıkla ayırt edebilir ve ne anlama geldiğini anlayabilirler. Ayrıca şempanzeler yalnız kendi türlerindeki canlıları değil, insanların da yüzlerindeki ifadelerin bazılarını anlarlar. Bu bilgiler de bize, sözel olmayan iletişimde insanların akraba türleri ile ilişkisini ortaya koyar.

Tüm bu bilgiler bize gösteriyor ki akrabalarımız olan türlerle bizim aramızda iletişim ile ilgili pek çok ortak nokta var. Fakat bu ortak noktalar, onların da bizler gibi dil geliştirebilmesini sağlayamamış. Bu nedenle bizi onlardan ayıran şeyi bulmak için iki farklı teoriye bakalım.


Doğal Seçilimin Dil Üzerindeki Etkisi

Steven Pinker ve Paul Bloom isimli psikologlar Doğal Dil ve Doğal Seçilim” isimli makalelerinde doğrudan bu konuya odaklanıyorlar. Pinker ve Bloom’a göre türümüz başlangıçta ancak bir dizi çağrı ve hareketlerle iletişim kuruyordu. Bu bir dizi çağrı ve hareketler zamanla karmaşıklaşmaya ve daha komplike bir iletişimi sağlamaya başladı.

Örneğin bir geyiği avlamayı düşünen atalarımızı hayal edelim. Geyiği gözlemleyen ve tam onu avlamak üzere harekete geçmeyi düşünen insanımız, arkadaşına geyiği avlamak için harekete geçmeleri gerektiğini söyleyen bir homurtu çıkarsın. Ancak tam da bu esnada gök gürlesin ve geyiğimiz korkup kaçsın. Bu durumda ne olurdu? Bahsedilen insanlarımız geyik kaçtığı için onu avlayamaz ve aç kalırlardı. Şimdi bu olayı tekrar hayal edelim. Benzer bir av sırasında, havanın kapalı olduğunu gören insanımız, muhtemelen bu kez gök gürlemesinin gelebileceğini, bu nedenle acele etmesi gerektiğini düşünecektir. Bu düşüncesini de arkadaşına öncekinden farklı bir şekilde iletecektir. Böylelikle atalarımız hayatta kalma konusunda her geçen zaman daha da başarılı olacaklardır, dil de iletişimdeki gücü sayesinde kendini hızla geliştirecektir.


Chomsky’nin Dilin Gelişimi Hakkında Alternatif Fikri

Noam Chomsky isimli dil bilimci ise buna bir bakıma benzer, fakat aynı olmayan bir teori geliştirmiştir. Chomsky’e göre dil, biraz önce yazdığımız gibi adaptasyon sayesinde gelişmemiştir. Chomsky’e göre dil, konuşmak amacıyla oluşmamıştır, yalnızca evrimin bir yan ürünüdür.

Bildiğimiz üzere insandan başka hiçbir canlı türünde dile özgü korteks bölgeleri özelleşmemiştir. Oysa insanda konuşma üretiminde başlıca görev üstlenen Broca alanı ve korteksteki seslerin algılanmasını sağlayan Wernicke alanı vardır. Chomsky de dilin gelişimini doğrudan beynin ve doğal olarak da bu bölgelerin gelişmiş olmasına bağlar. Ona göre insanlar karmaşık işler yapmaya başladıkça, örneğin aletler geliştirdikçe, yeni şeyler öğrendikçe ve bilişsel yetenekleri arttıkça beyin de gelişmiştir (bunun tam tersini de kabul edebiliriz; beyin geliştikçe bilişsel yetenekler artmıştır). Beynimiz büyüdükçe, bilişsel yeteneklerimiz arttıkça, konuşmadan sorumlu beyin bölgeleri de ister istemez gelişmiştir.

Sonuç

Bütün bu yazılanları toparlayacak olursak, geçmişimize dair pek çok şeyde olduğu gibi dilimizin nasıl bugünlere geldiği konusunda da net bir fikrimiz yok. Ancak net bir fikrimizin olmayışı bizi, bu alanda sorularla, arkası olmayan çıkarımlarla baş başa bırakmıyor. Yazıda da belirttiğimiz gibi bu konuda farklı teoriler ya da düşünceler olsa da hepsi bir yerinden birbirlerine benziyorlar ve birbirlerine bir bakıma destek oluyorlar. Bu nedenle bugün insan dilinin nasıl geliştiğini anlamak istiyorsak, şaşmamamız gereken temel nokta; dili yalnız kendi başına olarak değil onunla ilişkili şeyleri de bir bütün olarak almamız gerektiği.


Kaynaklar ve ileri okumalar

  • Köken Ağacı (Frans B. M. de Waal)
  • https://bilimfili.com/dilin-evrimi
  • https://blog.metu.edu.tr/korkuyu/files/2013/10/Dilin-Evrimi-Bret-Peterson.pdf
  • https://acikders.ankara.edu.tr/mod/resource/view.php?id=16434
  • https://www.cambridge.org/core/books/evolution-of-human-language/4527627E1251E3D2170A73C74F875E12
  • https://www.cambridge.org/core/journals/behavioral-and-brain-sciences/article/abs/natural-language-and-natural-selection/CDD84686D58AF70E3D2CB48486D7940B

Yazar hakkında

Mehmet Can Kocaman

35 İçerik

Merhaba, ben Mehmet Can Kocaman. Bingöl Üniversitesi Psikoloji programı öğrencisiyim. Psikolojiye olan ilgimden dolayı kurduğum Anlaşılır Psikoloji'de anlaşılır bir dille araştırmalarımı ve kişisel yazılarımı paylaşıyorum. Benimle iletişime geçmek için sitenin iletişim kısmını veya mail adresimi kullanabilirsiniz. mail: [email protected]
Yazarın tüm içeriklerini görüntüle

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.