Yakın Gelecekte Bizi Neler Bekliyor: Koronavirüs’ün Muhtemel Toplumsal Sonuçları

Tarım toplumuna geçildiği zamandan itibaren görülen salgın hastalıklar ve toplumun büyük bir sorunu haline gelmiştir. Dünya, günümüze kadar veba, kolera, tifüs, humma, grip, sıtma, ebola gibi sayısız salgın hastalıkla baş etmiştir. 2020 yılına girdiğimiz andan itibaren ise sadece Türkiye’de değil dünya çapında da şok edici olaylar yaşanmaya başlamaktaydı. Sanki dünya dehşetengiz bir filmin fragmanını yaşatıyordu biz insanlara.

2020’nin daha ilk ayında Çin’in Vuhan kentinden dünyaya yayılan bir virüs salgınıyla sarsıldı insanlar: Koronavirüs. Ölüm sayısı arttıkça toplumdaki korku daha da artmaktaydı. toplumda sosyal izolasyon olması için devlet bir çok çağrıda bulundu ve kolaylık sağladı. Hizmet sektöründe çalışanlar bu kolaylıklardan yararlanamadı. Sağlık çalışanları, kargo şirketleri çalışanları, işçiler vb. birçok meslek grubu zorunlu olarak yine hayatlarına kaldığı yerden devam etmekteydiler. Hayatını kaybedenler çoğunlukla bağışıklık sistemleri düşük olanlar ve kronik rahatsızlığı olanlardandı. Bu durum da akıllara “doğal seleksiyonu” getirmekteydi. Doğaya yapılan onca kötülükten sonra doğa bizden intikam almaktaydı belki de.

İnsanlar virüs belirtilerinden biri dahi kendinde olsa paniğe kapılabiliyor ve bu nedenle de sağlık kuruluşlarına başvuruda artışa neden oluyor. Bu durum da sağlık çalışanlarının fazladan mesai yaparak kendilerini tehlikeye atmalarına hatta hayatlarını kaybetmelerine yol açıyor. Buna çözüm sağlamak için sağlık hizmetlerine ciddi bir durum olmadığı sürece başvurulmamalıdır, çalışanlar hastalardan önce kendi sağlıklarını dikkate almalıdır tedbirler tam olarak alınmalıdır. Bilinçli bir toplum oluşmalıdır. Birçok hastanın da sağlık kuruluşuna ulaşma imkânı olmadığını temiz suya bile ulaşımında zorluk yaşadığını bilmekteyiz. Bu da eşitsiz bir dünyanın varlığını gösteriyor giderek artan uluslararası eşitsizlik. Pandemilerden en çok zayıf ülkeler etkileniyor ekonomisinin sağlık kuruluşlarının zayıflığı ve eğitim kuruluşlarının yetersizliğinden doğan bilinçsizlik yüzünden can kayıpları fazla oluyor. Bu sadece, insanı yok sayan bir şekilde tasarlanan kapitalizmle yoğurulmuş küreselleşmenin ortaya çıkardığı eşitsizliklerin bir bölümü. Fakat bu da küresel bir salgın herkes birlik olmalı, hepimiz aynı dünyadayız. Başarısız olunursa herkes bunun sıkıntısını yaşayacak. Şuan görmekteyiz ki bir grupta Asya düşmanlığı başladı şiddet olayları artmış durumda. Koronavirüs’ü “yabancı virüs – Çin virüsü – Vuhan virüsü” olarak adlandırıp bilime sırtını dönenler bile var. İnsanlar olağanüstü durumlarda ahlaki değerleri unuturlar.

Bu virüs tehdidi ortadan kalkana kadar insanlar evlerine kapanıp kendilerini toplumdan izole ederlerken toplumun geneline yalnız kalmak iyi gelmeyecektir. Toplumun geneli sosyal medyaya, teknolojiye daha bağlı hale gelecekler birçok psikolojik yıpranma yaşayacaklardır. Eşler sosyal izolasyon sonucunda daha çok tartışacaklar, şiddet artacak buna bağlı olarak belki de kadın cinayetleri ve boşanmalar da artacaktır. Evde kalan insanların psikolojileri de etkilenecek bunun yanında kendi yeteneklerini keşfetme zamanları da olacak.


Sonuç

Sonuç olarak Koronavirüs sonrası toplumun eski alışkanlıkları her açıdan değişecektir. Toplumda interneti aktif kullanma oranı artacak, sanal konferanslar ve çalışmalar yaygınlaşacaktır. Koronavirüs, etkilerini ekonomide ve sağlık alanlarında da gösterecektir. Tüketim alışkanlıkları değişecek, insanlar sağlıklarına daha çok dikkat eder hale gelecektir. Yine toplumdaki insanların psikolojileri de tüm bu durumlardan etkilenecektir. Belli mi olur, eğer bu durumdan pozitif dersler çıkarabilirsek dünya belki de daha yaşanılabilir hale gelir.

Bütün bu muhtemel sonuçlarından ardından akıllara tek bir soru geliyor: “Korku perdelerinin ardından çıkan yeni insanlar neye benzeyecek?

Yazar hakkında

Aslıhan Bayındıroğlu

1 İçerik

Merhaba ben sosyoloji okuyup insana, insan zihnine ve topluma dair bilimlerle yoğurulmak isteyen bir Aslı’yım. Bunu yanında toplumda kuşaklar arası etkileşimi sağlayan çocukların biyolojik psikolojik ve duygusal gelişimlerini daha iyi kavrayabilmek adına aynı zamanda da sosyolojiyi desteklediği için çocuk gelişimiyle de ilgilenmekteyim. İletişim için mail adresime yazabilirsiniz: aslihanbyndroglu@gmail.com
Yazarın tüm içeriklerini görüntüle

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.