Psikoloji Bölümü Açık Öğretimde Neden Olmamalı?

Öncelikle baştan belirtmeliyim ki bu yazının yazarı olarak psikoloji bölümü okuyor olmam; bu yazıyı taraflı veya mantıksal sebeplerle değil de duygusal sebepler nedeniyle yazacağımı düşündürmesin. Şimdilik 5 maddeyle açıklamaya çalıştığım psikoloji bölümünün açık öğretimde neden olmaması gerektiği konusunda, yazıyı okuduktan sonra benim gibi düşünmeyenlerin de bana hak vereceğinden şüphe duymuyorum.

Gelin o zaman, neden olmaması gerektiğinden bahsedelim ve olması gerektiğini düşünenlerin iddilarına bir bir cevap verelim.


1 – Mezun  Sayısı

Türkiye’de hali hazırda yıllık ortalama 5 bin civarı psikoloji öğrencisi, psikolog olarak mezun oluyor. Eğitimin yetersiz oluşundan ve bu bilim uzmanlığı gerektirdiğinden büyük bir kısmı da çeşitli emekler ve maddi güçlüklerle birlikte psikolojinin herhangi bir alt alanında uzmanlaşıyor (yüksek lisans yapıyor). 6 yıl süren eğitim hayatına rağmen çoğu zaman hala kendini yetersiz hisseden psikologlar çeşitli eğitimler alıyor ve süpervizyonlardan geçiyor. Tüm bu aşamalardan sonra ise ülkemiz halkının maddi durumunu ele alırsak klinik açacak parası olmayan psikoloğumuz, oldukça yüksek puanlar almanın gerektirdiği ve çok az kişinin atandığı KPSS’de şansını deniyor ya da asgari ücretle işe başlıyor [ Ama bana, seansı 500 lira demişlerdi? (!?) ]. Ve 20 bin civarı mezun psikoloji öğrencisi olduğunu da düşünürsek; işsizliğin ve ekonominin can yaktığı bu ülkede psikoloğun değeri giderek düşüyor.

Bakın, inanmıyorsanız diye Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı’nın verilerini de paylaşayım. (bkz: https://www.cbiko.gov.tr/projeler/uni-veri)


Peki açık öğretim açılırsa mezun sayısında ne değişecek?

Açık öğretimde psikoloji bölümü olması demek, dönemlik 400 lira civarına sınırsız öğrenci kabul etmek demek. Özellikle ülkemizde psikolog olmanın ne denli “havalı” (!) olduğunu düşünürsek tahminen açık öğretimden yıllık 40-50 bin civarı psikoloji öğrencisinin mezun olacağını çıkarabiliriz. Bu durumda yıllık 5 bin olan ve iş bulmakta güçlük çeken psikolog furyasına tam 10 katı olan 50 bin kişi daha eklenecek ve 55 bin psikolog arasında, samanlıkta iğne bulur gibi iş sahibi insan çıkacak.


2 – Açık öğretimin Türkiye’de son derece başarısız bir sistem olması

Bunu rahatlıkta iddia etme sebebim kendimin de açık öğretim öğrencisi oluyor olmamdan kaynaklanıyor. Açık öğretimde sosyoloji öğrencisi olarak, sınavlara bir gün kala çıkmış soru ezberleyip ikinci yılıma geçmiş durumdayım. Hiçbir şey öğrenmeden ve alana dair hiçbir şey bilmeden belki de üç yıl sonra mezun olacağım. Psikoloji bilimini ve ruh sağlığını önemsemeyenler için soruyorum: Eğer ben açık öğretimde okuyan bir tıp öğrencisi olsaydım; sizi tedavi etmeme izin verir miydiniz, sağlığınızı bana emanet eder miydiniz? Cevabı sanırım hepimiz biliyoruz.

Bir de biliyorsunuz ki geçen dönem (yani okulun ikinci dönemi) ülkecek uzaktan eğitimle bitirdik bölümlerimizi. İlk dönem derslerinin yarısından kalan insanların pek çoğunun, ikinci dönem tüm derslerini 90-95 ortalama ile bitirmesi onların başarısından mı kaynaklanıyor yoksa müthiş rahatlıkla oluşturulmuş kopya sisteminden mi? Sanırım bunun cevabını da hepimiz biliyoruz.


3 – Psikolojinin bir bilim olması

Psikoloji tüm diğer bilimler kadar bilimdir. Deney ve gözlem yapar. Hipotezler kurar, kuramlar geliştirir. Psikoloji soyut olduğu kadar somuttur da. Psikoloji, bilimsellikten uzak insanların işi değildir. Kendine hoca diyen cinci, üfürükçülerin tekeline giremez. Sınavda birkaç tane soruyu doğru yapmayı bile beceremeyen, kendi diline hakim olmayan insanların bilim yapmasını, bilimsel düşünebilmesini bekleyemezsiniz. Bu insanlara diploma verirseniz, bilimi bilim yapan nitelikleri yitirilmesine neden olursunuz.


4 – Psikolojinin uygulamalı bir bilim olması

Psikoloji bölümü olan birçok üniversitenin psikoloji laboratuvarı var. Laboratuvarı olmayan okullarda bile, sınıf ortamında çeşitli etkinlikler yapılıyor. Sınavda 5 şıktan birini doğru işaretleyerek psikolog olamazsınız. Olsa olsa iyi bir test çözücüsü olursunuz.


5 – Eğitimde fırsat eşitliği ama kime fırsat eşitliği?

Özellikle açık öğretim fakültesinde psikoloji bölümünün açılmasını isteyenler “fırsat eşitliği” diyip duruyor. Hangi fırsat eşitliği? Doğu Anadolu’da ailesi tarafından müthiş bir baskıyla büyütülmüş, tek umudu; hayali olan psikoloji bölümü ve psikologluk mesleği olan 18 yaşındaki bir kızın mı? Bugün binlerce genç geleceğini kurtarmak ve bu alana kendini adamak için psikoloji bölümü okuyor. Söylesenize; hayatta hiçbir amacı olmayan binlerce insan da bu gençlerle aynı diplomaya mı sahip olsun fırsat eşitliği diye? Bir fırsat eşitliği var zaten benim bildiğim kadarıyla. Her yıl ÖSYM, üniversiteye giriş sınavı düzenliyor. Sınavda belirli aşamada doğru soru işaretleyince psikoloji bölümü kazanılıyor. Bakın ben zengin değilim ama psikoloji bölümümü güzelce okuyorum. Demek ki bölümü kazanırken fırsatlar gayet eşitmiş. Ancak birkaç soruyu bile doğru işaretleyemeyen ve her şeye parayla sahip olacağını düşünen insanların bunu anlaması çok güç olsa gerek.


Açık Öğretimde Psikoloji Bölümü Açılmasını Destekleyenlerin Genel İddiaları ve Soruları

 


— Staj bile olacakmış, örgünden bir farkı mı var?

Evet var. Çünkü YALAN SÖYLÜYORLAR. İstanbul Üniversitesi rektör yardımcısı zorunlu stajdan bahsetmiş. İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünde 100 tane öğrenci okuyor. Ve bu programda zorunlu stajı geçtim, neredeyse staj imkanı yok. Ancak iddia ettiklerine göre Türkiye’nin dört bir yanında okuyan açık öğretim psikoloji öğrencilerine zorunlu staj yaptıracaklarmış. Bu açık açık yalan söylemektir! Psikoloji, inşatta çalışmaya benzeyen bir iş değildir (Yani iş sahası herkese açık değildir, psikoloji; danışan-danışman ilişkisinin kurulduğu, gizliliğin son derece önemli olduğu bir alandır. Dolayısıyla psikolojide staj neredeyse yok denecek kadar azdır. Psikoloji bölümü stajyer yetiştirmiyor, bilim insanı yetiştiriyor). Sizin (İstanbul Üniversitesinin) binlece insana staj yaptırabileceğinizi iddia etmeniz düpedüz, komik, desteği olmayan, anlık düşünülmüş kocaman bir yalandır!


— Dünyada iyi örnekleri varmış bizde neden  olmuyor?

Çünkü biz eğitime önem veren bir ülke değiliz. Bizde eğitim adı altında atılmış adımlar eğitim için değil, para için atılıyor.  Dünyada iyi örnekleri var. Çünkü dünyada bu iş için gerekli olan her şey düşünülüyor. Bizde bir gecede, bir anda açık öğretim fakültesinde psikoloj açıldı. Peki kime danışıldı? Asıl danışılması gerekenlere danışıldı mı? Psikologlara, psikoloji öğrencilerine, bilim insanlarına, eğitimcilere, psikolog derneklerine (Türk Psikologlar Derneği) danışıldı mı? Halka danışıldı mı? Sizce de hiç kimseye sorulmamış ve bir anda açılan bölümün eğitim için açıldığını düşünmek fazlasıyla komik değil mi? 🙂

Tüm bunların yanı sıra, açık öğretimde psikoloji bölümü açılması gerektiğini iddia edenlerin diğer yaygın görüşlerine de tek tek yanıt verdik. İlgili yazımızı okumak için buraya tıklayınız.

Yazar hakkında

Mehmet Can Kocaman

32 İçerik

Merhaba, ben Mehmet Can Kocaman. Bingöl Üniversitesi Psikoloji programı öğrencisiyim. Psikolojiye olan ilgimden dolayı kurduğum Anlaşılır Psikoloji'de anlaşılır bir dille araştırmalarımı ve kişisel yazılarımı paylaşıyorum. Benimle iletişime geçmek için sitenin iletişim kısmını veya mail adresimi kullanabilirsiniz. mail: [email protected]
Yazarın tüm içeriklerini görüntüle

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.