Türkiye’de Toplumsal Cinsiyetten Kaynaklı Kadınlara Yönelik Eşitsizlikler

41 milyon erkek ve 41 milyon kadının yaşadığı ülkemizde herhangi bir cinsiyetteki bireyler baskın olmasa dahi genellikle sosyal yaşam ve iş yaşamında, toplumun cinsiyetlere biçtiği roller nedeniyle başta kadınlar ciddi problemlerle yüz yüze gelmektedirler. Özellikle kadınların iş yaşamında; birçok meslekte yer alamadıkları, daha düşük ücretlerle çalıştırıldıkları ve daha sık mobbinge uğradıkları görülmektedir. Yine sosyal yaşamda da kadınların erkekler kadar özgür olamadıkları ve üzerlerinde daima baskı hissettikleri de bilinmektedir.

Ülkemizdeki ataerkil aile biçimi bu sorunların bilinen en temel nedenidir. Çünkü ataerkil ailelerde kadınların ve erkeklerin rolleri “değiştirilemez kurallarla” belirlenmiştir. Erkeklerden temel olarak belirli bir yaşa gelince çalışmaya başlaması, para kazanması ve aile kurması beklenir. Kadınlardan beklenen ise belirli bir yaşa geldiklerinde iş sahibi bir erkekle evlenmeleri, çocuk sahibi olup ev işleriyle uğraşmalarıdır. Doğal olarak erkek bireyler iş dünyasına atılma, para kazanma, aileyi geçindirme gibi görevlere tabi tutulduğu için aktif ve baskın olmak zorundadır. Kadın ise başta kocası olmak üzere ailesine hizmet eden bir yapıda olduğu için pasif duruma düşer.

Son yıllarda Türkiye’de özellikle üniversitelerin yaygınlaşması ve hemen hemen herkesin üniversite öğrenimi görme şansının artması sayesinde, kadınlar ve aileleri de bazı tutumları değiştirmişlerdir. Bugün birçok genç kadın üniversite öğrenimi görmekte ve ataerkil yapıdaki ailesinin düşünce biçiminden uzaklaşabilmektedir. Yine de, bugün üniversite çağına gelmiş birçok kadın; çocukluğunda kendisine verilen cinsiyet rollerinden yeterince uzaklaşamamıştır. Buna en büyük kanıtı, hızlı biçimde üniversite okuma oranı artan kadınların aynı artışı iş sahibi olmasında göremeyişimizdir. Birçok kadın toplumsal rollerinden sıyrılamadığı için, üniversiteyi yalnızca “statü” kazandıran bir kurum olarak görmekte ve iş piyasasına girmeyi denemek yerine bu avantajını daha iyi bir eş seçimi için kullanmaktadır. Bunun en temel nedeni kadınların henüz çocukken ailelerinde gördükleri cinsiyet rolleridir.

TÜİK’in 2014 yılında yayınladığı tabloya göre yüksekokul ve üstü mezunu erkekler ortalama 4300 lira kazanırken, kadınlar ise 3470 lira kazanmaktadır. Yine 2010’da paylaşılan verilere göre çalışan kadınların maaşı erkeklere göre %19 daha düşüktür. Ancak bu olumsuzluklara rağmen güzel durumlar da vardır. Bunlardan biri de kadınların okuma oranı arttıkça iş bulma oranları da arttığıdır Özellikle eğitim ne kadar ileri noktaya taşındıysa, işsizlik o kadar düşmüştür. Kadınların eğitim aldıklarında iş sahasına katılabilmeleri de; yalnızca erkeklerin çalışması gerektiğini söyleyen  ve kadını “evle ilgilenmesi gereken kişi” olarak gören insanların düşüncesindeki hataları ortaya koyar. Çünkü kadınlar da eğitim aldıklarında erkekler kadar veya daha fazla başarılı olabilmektedirler.

Tüm bunlarla birlikte kadınların siyasette ve çeşitli yönetimlerde de aldıkları roller düşüktür. Günümüzde bu konuda giderek iyileşme görülse de toplumsal roller ve kadınların buna cesaret edememeleri hâlâ yönetimlerdeki kadın eksikliğine neden olmaktadır. Özellikle toplumu temsil eden mecliste kadınların sayıca erkeklere yaklaşması gerekmektedir.

Kadınlar ayrıca erkeklere göre çok daha fazla fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalmaktadır. Erkeklerin fiziksel gücünün kadınlara göre daha fazla olması bu durumun nedenlerinden biri olsa da asıl sebep, erkeğin uyguladığı şiddette kendisini haklı görmesine neden olan cinsiyet rolleridir. Birçok ailede, farkında olunarak ya da olunmayarak birçok yöntemle şiddet yanlısı erkek çocuklar yetiştirilmektedir. Şiddeti henüz çocukken benimseyen erkek, yetişkinliğinde uyguladığı şiddeti hak olarak görmektedir. Yine erkeklerin kadınlara uyguladıkları fiziksel ya da cinsel şiddette, kadınları suçlu bulan insanlar da bu durumların açığa kavuşmasına engel olmakta ve daha fazla yaygınlaşmasına neden olmaktadır. Örneğin Türkiye’de tecavüze uğramış kadınların gerek aileleri, gerek yasal merciler ve gerekse de tanımayanları tarafından; tecavüze uğramasına sebep olarak kadının tecavüze uğradığı saat, üzerindeki giysi gibi çeşitli şeylerden tecavüzü meşru kılmaya bahane aranmaktadır. Bu şekilde bahaneler arayan kişilerin hem ileri düzeyde ataerkil ailelerde yetişmiş olması hem de cahil ve sapkın bireylerden oluşması yadsınamaz bir gerçektir.

Tüm bu durumlar değerlendirildiğinde görmekteyiz ki; kadınların iş hayatında daha az rol almaları, daha az para kazanmaları, sosyal yaşamlarının kısıtlı olması, daha fazla fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalmaları toplumsal rollerden kaynaklanmaktadır.


Bu içerik oluşturulurken şu kaynaklardan yararlanılmıştır:

  • Zencirkıran, M. (2017). Sosyoloji. Bursa: Dora Basım Yayın Ltd. Şti
  • TÜİK
  • TÜİK

Yazar hakkında

Mehmet Can Kocaman

31 İçerik

Merhaba, ben Mehmet Can Kocaman. Bingöl Üniversitesi Psikoloji programı öğrencisiyim. Psikolojiye olan ilgimden dolayı kurduğum Anlaşılır Psikoloji'de anlaşılır bir dille araştırmalarımı ve kişisel yazılarımı paylaşıyorum. Benimle iletişime geçmek için sitenin iletişim kısmını veya mail adresimi kullanabilirsiniz. mail: [email protected]
Yazarın tüm içeriklerini görüntüle

Yorumlar

  1. Her yeni nesil, kendisinden önceki neslin belirlediği cinsiyet rollerini değiştirmeye çalışmaktadır. Kabul edemediğimiz, bize uygun görünmeyen toplumsal kuralları değiştirmeye çalışsak da ister istemez bu kuralları biz de benimsiyor ve bizden sonraki nesle aktarıyoruz. Sizin de dediğiniz gibi küçük yaşta ailemizden gördüğümüz cinsiyet rollerinin bilinçaltımıza işlenmiş olmasından kaynaklanıyor bu durum. Her şeyden önce, bu kısır döngüyü bozmak için çaba göstermeliyiz diye düşünüyorum.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim!🙂 Birçok bakımdan size katılıyorum. Her yeni neslin kendisinden önceki neslin uymakta olduğu cinsiyet rollerini değiştirmesini, en azından günümüz için yararlı buluyorum. Hemen her kesime ulaşan internet erişimi sayesinde birçok kültürü, aile ve toplum yapısını görme şansımız oluyor. Bu sayede de daha akılcı olan kuralları/rolleri benimseyebiliyoruz. Biz insanlar olarak, yalnızca somut olarak değil, fikrî bakımdan da gelişiyoruz. İleride her şeyin daha güzel olacağına inanıyorum, tabii çaba göstererek. 🙂

  2. Makalenin üslubu gerçekten çok iyi . Fazla bilimsel verilere takılmadan rahatça okunabiliyor .

  3. Bu bilgilere rağmen insanlar hâlâ anlamıyor, kadınların da yaşamayı, nefes almayı hak etmediklerini düşünüyorlar oysaki onun annesi bir kadın, eşi bir kadın, çoçuğu bir kadın buna rağmen eşitsizlik, taciz, tecavüz, hakaret ediyorlar bir çok kadın şuan ölüyor ya da şiddet görüyor bilinçli bir nesil özgür nefes almak demektir umarım insanlar artık biliçlenirler.

    Kaleme dökme biçiminiz gayet güzel olmuş umarım daha fazla kişi burda yazılarınız görür ve hatalarının farkına varırlar.

  4. Gerçekten şimdiki durumumuz, insanlarımızın nasıl böyle olduğu, ailelerin çocuklar üzerindeki etkisi çok güzel bi şekilde anlatılmış sizi tebrik ederim.

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.