Psikoloji Deneylerinde İnsanların veya Hayvanların Kullanılması Ne Kadar Etik?

Eğer psikolojiye ilginiz varsa psikoloji biliminde sürekli olarak deneyler yapıldığnı ve bu deneylerde de sıklıkla insanların ve hayvanların kullanıldığını fark etmişsinizdir. Hatta okuduğunuz bazı deneylerde deney yüzünden canlının psikolojisinin bozulduğunu, canlının karakterinin çok kötü etkilendiğini görmüş olabilirsiniz. Ben psikoloji bölümünde okurken, okulun en başlarında bu tarz olumsuz sonuçlara neden olan deneyleri fark ettiğimde; dersin görevli hocasına bunun etik olup olmadığını sormuştum. Sormakla kalmamış, bu durum hakkında tatmin olana kadar cevaplar aramıştım. Henüz tam anlamıyla tatmin olmasam da en azından artık bu deneylerin gerekli olduğunu, canlıların çeşitli yasalarla kısıtlı da olsa korunabildiğini biliyorum. Bu yazıyı, benim gibi; deneylerde canlıların, özellikle hayvanların kullanılmasının ne kadar etik olduğunu sorgulayanlar için yazıyorum.

Hangi alan ya da bilim olursa olsun insan ve hayvan haklarına saygılı deneyler ve araştırmalar yapmak bir zorunluluktur. Özellikle deneylerin büyük önem arzettiği psikoloji bilimi için Amerikan Psikologlar Derneği’nin (APA) 1953’te yayınladığı ve günümüze kadar güncellenerek gelen Etik Yönetmeliği dikkate alınıyor. Etik Yönetmeliği’nde özellikle vurgulanan şey ise psikologların denek (üzerinde deney yapılacak kişi) olarak kullandıkları insanları aldatmamaları. Ne işlem yapılacak olursa olsun, bunu deneye katıalcak kişiye önceden söylenmesi ve deneğin rızasının alınması bir zorunluluk. Henüz üllkemizde bu standartlar oturmamış olsa da ABD bu standartlara uyulmasını şart koşuyor ve yasalarla denetliyor.

Özellikle vurgulanan şeyin, denek olacak kişinin rızası olması gerektiğini söylemiştik. Buna öylesine dikkat ediliyor ki işin yasal bir hale getirilmesi için tüm psikoloji deneylerinde denek olacak kişiye birs sözleşme imzalatılıyor. Bu sözleşmede deneğin, deney için rızasının olduğu, deneğin tüm kişisel bilgilerinin yasalarla güvence altına alındığı, deneğin istediği zaman deneyden çıkabileceği, deneyle ilgili sonuçların halkla paylaşılırken bunun deneklerden izinsiz yapılamayacağı gibi çeşitli maddeler yer alıyor.


Peki ya denek bir hayvansa?

Hayvanların denek olarak kullanılması tuhaf bir biçimde insanların denek olarak kullanılmasına göre daha ciddi sonuçlar doğurabilmektedir. Hayvanların zeka olarak insan kadar gelişmemiş olması ve kendilerinini insanlardan koruyabilecek herhangi bir yöntemleri olmadığı için üzerlerinde rahatlıkla deney yapılabileceği düşünülebilir. Ancak onların da birer canlı olduğunu göz ardı edersek.

Hayvanların denek olarak kullanılmasına tamamen karşı çıkan ya da tamamen destekleyen çeşitli gruplar vardır. Ancak iki bakış açısı da birçok psikoloğa göre hatalıdır. Hayvanların özgürce, hiçbir kısıtlama olmadan denek olarak kullanılması, bir psikoloğun mesleki etik değerleriyle hiçbir şekilde uyuşmaz. Temel görevi insanları ve hayvanları doğru biçimde anlayabilme olan psikoloğun bu konudaki yaklaşımı önemlidir. Ancak yine de hayvanların denek olarak hiç kullanılmaması da mesleğiyle uyuşmaz. Hayvanlar sayesinde öğrenme, zihin, davranış gibi çeşitli şeyler hakkında bilgi sahibi olabiliyoruz ve yaşam standartlarımızı yükseltebiliyoruz. Bunun yanı sıra günümüzdeki birçok hayvan deneylerinin de hayvanların doğal ortamında yapıldığını ve hayvanlara, deney yapılan bir insana davranıldığı kadar  iyi davranıldığı da göz ardı edilmemelidir. Ancak buna rağmen her toplumun ve her ülkenin eş düzeyde yasalara sahip olmadığı unutulmamalıdır. Kimi ülkelerde (özellikle Türkiye gibi) hayvan haklarıyla ilgili yasalar son derece sınırlı ve neredeyse hiçbir şeyi kapsamıyor. Bu durumda da hayvanlara kötü şartlar altında deney yapılabilmesinin önü açılmış oluyor.


Psikoloji öğrencileri ve psikologlar bu konuda genel olarak ne düşünüyor?

Amerikan Psikologlar Derneği üyesi olan yaklaşık 5000 kişiyle yapılan anketler sonucuna göre; psikoloji öğrencilerinin ve psikologların yaklaşık %80’i hayvanlarla ilgili deney ve gözlemlerin hayvanların doğal ortamında yapılması gerektiğini savunuyor. Bu yüzden hayvanların laboratuvar ortamına alınmasına karşı çıkıyorlar. Ancak aynı çoğunluk fare, kedi vb. hayvanların laboratuvar ortamında da gözlenmesinin ve deney yapılmasının sorun teşkil etmeyeceğini söylüyor. Bu durumdan alıyoruz ki hayvanın türü insanların tutumlarını değiştiriyor. Buna ek olarak çalışmaya katılanlardan yalnızca %20’si psikoloji eğitimi gören öğrenciler için hayvanların denek olarak kullanılması gerektiğini, %80’i ise zorunluluk olmadıkça hayvanların denek yapılmaması gerektiğini  söylüyor.

Yazar hakkında

Mehmet Can Kocaman

32 İçerik

Merhaba, ben Mehmet Can Kocaman. Bingöl Üniversitesi Psikoloji programı öğrencisiyim. Psikolojiye olan ilgimden dolayı kurduğum Anlaşılır Psikoloji'de anlaşılır bir dille araştırmalarımı ve kişisel yazılarımı paylaşıyorum. Benimle iletişime geçmek için sitenin iletişim kısmını veya mail adresimi kullanabilirsiniz. mail: [email protected]
Yazarın tüm içeriklerini görüntüle

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.