Kişinin Ölü Olduğuna İnanması: Cotard Sendromu

Kişinin, dış dünyayı reddetmesini ve kendisinin ölü olduğunu düşünmesini içeren Cotard Sendromu, ismini Jules Cotard isimli bir nörologdan almıştır. Jules Cotard ilk kez 1880 yılında sıra dışı özellikler gösteren bir kadını incelemiş ve yoksama sanrısı isimli bir terimi ortaya atmıştır. Bu ilginç sendromun detaylarına geçmeden önce bu sendroma yakalandığı düşünülen ilk kişiyi yani bu kadını daha yakından tanıyalım.

43 yaşındaki Fransız bir kadın tuhaf sayılabilecek birçok şey söylüyordu. Örneğin; kendisinin ölü olduğunu iddia ediyor ve çevresindeki insanlara kendisini kefene sarıp tabuta koymalarını, ardından da kendisini gömmeleri gerektiği konusunda ısrar ediyordu. Hatta söylemekle kalmayıp kendini bir tabuta koyan kadının uzunca bire süre (birkaç hafta) tabutta kaldığı aktarılıyor.


Bu sendroma yakalanan hastalarda görülen yaygın belirtilere şunları da ekleyebiliriz:

  • Çoğu hastada nihilist bir bakış açısı görülür. Yaşadıkları evreni, çevresindeki her şeyi veya kendini reddedebilir. Bütün bunların aslında gerçekte olmadığını söyleyebilir. Bununla birlikte iç organlarını da reddedebilir. Örneğin hasta; midesi olmadığını, yediği şeyleri boğazından geçtikten sonra bir daha hissetmediğini ifade edebilir.
  • Kendisinin ölü olduğunu iddia ederler ancak bununla birlikte ölmekten de korkabilirler.  Bazense ölü olduklarını kanıtlamak için intihar etmeyi denerler (eğer ölülerse zaten tekrar ölemeyecekleri için intihar etmek, bu sendroma yakalananlar tarafından mantıklı görülen sıra dışı bir durumdur).
  • Ağırlıklarının olmadığını, kendilerini fiziksel olarak hissetmediklerini söylerler.

Bu vakaya benzer başka vakaların da gözlemlenmesi sonucu bu sendrom, bilim dünyasında kabul görmeye başladı ve sendroma sahip olanlar arasında ortak belirtiler oluşturuldu (ancak buna rağmen psikolog ve psikiyatrlerin el kitabı olan ve hastalık ve bozuklukları ifade eden DSM-4 kitabında Cotard Sendromu’ndan bahsedilmemiştir, bu durum; en azından ruh sağlığıyla ilgilenen bilim dünyasının hala bu sendromu kabul etmemiş olduğu anlamına gelir). Ayrıca şizofreniye de bazı kısımları nedeniyle benzeyen bu sendrom şizofreni ile karıştırılıyor olabilir.

Bununla birlikte Cotard Sendromu’na yakalanan insanlar tahmin edilebileceğinin aksine çoğumlukla geçmişte ya da şimdi herhangi bir ruhsal bozukluklara sahip olmamış insanlardan oluşur.


Cinsiyete ve yaş grubuna göre Cotard Sendromu

Bugüne dek bu sendromun görüldüğü kişi sayısı ancak 100 kadardır. Dolayısıyla sendrom hakkında yapılmış kapsamlı bir çalışma bulunmamaktadır. Bugün, şu ana dek gözlenen 100 kadar vakaya bakılarak bazı çıkarımlar yapılmaktadır.

Neredeyse her yaş grubunda görülebilen Cotard Sendromuna yetişkin bireylerde daha fazla rastlanmıştır. Bununla birlikte tespit edilen vakaların büyük çoğunluğunun kadınlarda gözlemlenmesi, sendromun kadınlarda erkeklere nazaran daha sık görüldüğünü gösteriyor.


Jules Cotard “yoksama sanrısı” derken neyi ifade etmiştir?

Jules Cotard’ın kişinin kendiyle veya başka şeylerle ilgili olan birçok şeyi yadsımasını içeren “yoksama sanrısı” isimli bir terimi ilk kez kullandığını ifade etmiştik. Bu sendroma yakalanmış olan hasta düşünme becerilerini kaybeder, duygularını doğru biçimde hissedemez hâle gelir ve yaşadığı dünyayı tümüyle reddedebilir.


Bu konu hakkında daha fazla bilgi almak için şu kitabı okuyabilirsiniz:
Enoch, D. M. ve Ball, H. N. (2013). İlginç psikiyatrik sendromlar. İstanbul: Okuyan Us.

 

 

Yazar hakkında

Mehmet Can Kocaman

32 İçerik

Merhaba, ben Mehmet Can Kocaman. Bingöl Üniversitesi Psikoloji programı öğrencisiyim. Psikolojiye olan ilgimden dolayı kurduğum Anlaşılır Psikoloji'de anlaşılır bir dille araştırmalarımı ve kişisel yazılarımı paylaşıyorum. Benimle iletişime geçmek için sitenin iletişim kısmını veya mail adresimi kullanabilirsiniz. mail: [email protected]
Yazarın tüm içeriklerini görüntüle

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.