Hayatınızın Kontrolü Kimin Elinde?

Kimi zaman, yaşadığımız olaylar karşısında ne kadar şanssız ya da ne kadar şanslı olduğumuzu dile getiririz. Kimi zaman ise, harcadığımız çaba kadar başarılı ya da başarısız olduğumuza inanırız. Ancak burada dikkate değer bir soru vardır: Bir şeyin şansla mı yoksa çabayla mı belirlendiğine nasıl karar veririz?

Bazı insanlar hayatları boyunca karşılaştığı pek çok şeyi dolaylı yoldan da olsa kendilerinin belirlediğine inanırlar. Bu yüzden bu tipteki insanlar genellikle bütün işlerinde emek harcarlar ve bunun karşılığını alacağına inanırlar. Bazı insanlar ise hayatlarının kontrolünün âdeta ellerinden alındığına, ne kadar çaba harcarlarsa harcasınlar başarılı olamayacaklarına, başarılı olsalar bile bunun tesadüfen gerçekleşeceğine inanırlar. İki tipteki insanlar da toplumda oldukça yaygındır. Hatta muhtemelen bu yazıyı okuyan siz bile, hayatınızın kontrolünün büyük oranda kendinizde olduğuna ya da kendinizde olmadığına yani şansla ve kaderle belirlendiğine inanıyorsunuz.


Sosyal Psikolojide Kontrol Odağı Kavramı

İnsanların; başlarına gelen şeylerin ne kadarının kendi çabalarıyla, ne kadarının şansla belirlendiğine dair genelleştirilmiş inancına sosyal psikolojide kontrol odağı ismi verilir. Psikolog Julian Rotter tarafından ortaya atılan bu kavram, yaşamımızın şekillenmesinde önemli bir rol oynar. Örneğin aynı üniversiteden mezun olan arkadaşlarının iş bulabildiğini ancak kendisinin neden iş bulamadığını düşünen biri “Hayatım boyunca hep şanssız bir insan oldum, ne yaparsam yapayım işler istediğim gibi gitmedi” de diyebilir, “Üniversite yıllarımı verimli geçirmediğim için şimdi iş bulmakta zorlanıyorum” da diyebilir. Aslında iki cümle birbirlerinden bu denli uzak olmasına rağmen, bir kişinin bu iki cümleden birini kurması oldukça olasıdır.


İçsel Kontrol Odağı

Başarı ya da başarısızlıklarının ve yaşamlarında karşılarına çıkan pek çok şeyi kendilerinin belirlediğine inanan insanların içsel kontrol odağı daha baskındır. Bu insanlar genellikle daha başarılı bir hayat geçirirler. Kendi kontrollerini sağladıklarına inandıkları için birçok durumda kontrol edebilme becerilerini devreye sokarlar. Rahatsız oldukları ya da istemedikleri durumlarla karşılaştıklarında bunu engelleyebileceklerine inanırlar. Örneğin, sigara bağımlılığı olan, içsel kontrolü gelişmiş birisi bu bağımlılıktan nasıl kurtulabileceğini öğrenip bunu uygulamaya koymakta zorlanmaz.

Aynı zamanda içsel kontrolü gelişmiş insanlar uzun vadeli gerçekçi hedefler koyabilir ve bu hedeflere ulaşmak için kısa vadeli mutlulukları ve zevkleri erteleyebilirler. İçsel kontrol odağı daha baskın olan insanların şansa ya da tesadüfe olan inançları düşük olduğu için toplumda üst düzey olarak tabir edilen konumlara gelmek konusunda daha hırslı ve başarılılardır.


Dışsal Kontrol Odağı

Başarı ya da başarısızlıklarını ve yaşamlarında karşılarına çıkan pek çok şeyin şansla ya da tesadüfen gerçekleştiğine inanan insanların ise dışsal kontrol odağı daha baskındır. Dışsal kontrol odağı ön plana çıkan insanlar, içsel kontrol odağı ön plana çıkan insanlara göre genellikle daha başarısız bir hayat geçirirler. Bu insanlar yalnızca başarısızlıklarında ya da onları mutsuz eden şeylerde değil, başarılı olduklarında ya da iyi şeylerle karşılaştıklarında bile bunun şans eseri olduğuna inanırlar. Onlara göre yaşamlarının kontrolü kendilerinde değil, nasıl oluyorsa başka unsurların elindedir. Bu yüzden kontrol edebilecekleri ya da başarılı olabilecekleri durumlarda bile motivasyon yetersizliği çektikleri için ortaya çıkan durum gerçekten de “Ne yaparsam yapayım çabalarım hiçbir işe yaramıyor” cümlesine benzemektedir.

Biraz önce, kontrol odağımızın yaşamımızın şekillenmesinde rol oynadığından bahsetmiştik. Örneğin zorluklara karşı direnebilme becerimiz olarak tanımlanan psikolojik dayanıklılık, doğrudan kontrol odağı ile ilgilidir. İçsel kontrol odağı gelişmiş olan insanlar zorluklara daha kolay uyum sağlayıp; zorlukları, “yaşamda her insanın başına gelebilecek bir durum” olarak nitelerken dışsal kontrol odağı gelişmiş insanlar şanssızlıklarından dert yanıp mücadele edemez hâle gelebilirler. Bu pes etme de dolaylı yoldan diğer başarısızlıkları peşinden getirebilir.

Peki siz kendi kontrol odağınız hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yazar hakkında

Mehmet Can Kocaman

31 İçerik

Merhaba, ben Mehmet Can Kocaman. Bingöl Üniversitesi Psikoloji programı öğrencisiyim. Psikolojiye olan ilgimden dolayı kurduğum Anlaşılır Psikoloji'de anlaşılır bir dille araştırmalarımı ve kişisel yazılarımı paylaşıyorum. Benimle iletişime geçmek için sitenin iletişim kısmını veya mail adresimi kullanabilirsiniz. mail: [email protected]
Yazarın tüm içeriklerini görüntüle

Yorumlar

  1. Uzun zamandır diğer insanların, hayatlarının büyük bir kısmını kendilerinin seçmediklerini bu yüzden kötü huy ve davranışlarını görmezden gelmem gerektiğini düşünüyordum. Fakat makaleniz onlarında tıpkı benim gibi insan olduklarını ve seçimlerini kendilerinin yaptıklarını düşündürdü. Hâlâ bu konuda çelişkilerim var ama bu konu hakkında bir makale okumak beni sevindirdi. Özellikle öğretim görevlisiyle bu konuyu tartışmama rağmen sadece iradeden bahsedip bu konuyu kapatmıştı. Bunun aksine makaleniz daha öğreticiydi. Kolay anlaşılır, bilgilendirici ve özgün konuya sahip güzel bir makale.

      1. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Gözlemlediğiniz ve dikkatinizi çeken şeylere bu yazıda rastlamanız çok güzel! Kişisel görüşlerin de ötesinde, basit bir bakışla bile, hayatını kendilerinin kontrol ettiğine inanan insanların daha başarılı ve mutlu olmalarının tesadüften ibaret olduğuna inanmak oldukça güç.

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.